ZEKi SERDAR's profileGÖKCE PINARPhotosBlogLists Tools Help

ZEKi SERDAR

Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Free Web Site Counters
BAKALIM KAC KI$i GELMi$
Photo 1 of 14
24 May

.

Şeyh ŞamiL

Image Hosted by ImageShack.us

Şeyh ŞamiL

Şeyh ŞamiLi TanıyaLım

Kuzey Kafkasya'nın efsanevi lideri ve "devletleşme" çabalarının en kayda değer ismi İmam Şamil, 1797 yılında Dağıstan'da Gimri (Genu) köyünde dünyaya geldi. Babası bölgenin yerli halklarından Avarlara mensup Dengau Muhammed'dir. Annesi Aşiltalı Bahu Mesedo, Avar beyi olan Pir Budah'ın kızıdır. Genç yaşında, Rus yayılmacılığına karşı Kuzey Kafkasya'da halkı "gazavat"a çağıran Nakşibendi tarikatına dahil oldu. İlk eğitimini Said Harekani'den aldı. Daha sonra kayınpederi olan Nakşibendi Şeyhi Cemaleddin Gazi Kumuki Efendi'den ders aldı. İmam Hamzat'ın 19 Eylül 1834 Cuma günü Hunzah Camii'nde şehadetinden sonra, 2 Ekim 1834'de Aşilta'da yapılan toplantıda oy birliği ile imamlığa getirildi. 25 Ağustos 1859'da, Gunip kuşatmasında silah bırakıncaya kadar aralıksız mücadeleyi sürdürdü. 1869'a dek Kaluga'da ikamet etti. 1870'te İstanbul üzerinden Hicaz'a geçti. İmam Şamil, muhtelif zamanlarda beş defa evlendi. Fatimat, Cevheret, Zahidet, Emine ve Şovanat ismindeki zevcelerinden Ahmed Cemaleddin (küçük yaşta öldü), Muhammed Gazi, Muhammed Said, Muhammed Şefi, Cemaleddin ve Muhammed Kamil isimli altı oğlu ile Fatimat, Nafisat, Necabat, Bahu-Mesedu ve Safiyat isimli beş kızı oldu. Yaygın olarak bilinenin aksine, Şamil asla bir "şeyh" değildi; "siyasi otorite" yi temsil eden "imamet" makamında bulunuyordu. Şamil'in ruh ikliminde Molla Cemaleddin'in yeri büyüktü. Hocasının yanında Şamil, baştan beri büyük bir disiplin ile çalışmış, Arap edebiyatını öğrenmiş, mukayeseli ilim dalları üzerinde çalışmıştı. Büyük yerleşim birimlerinde halkı teşkilatlandırıp, aydınlatmaya çalışan Şamil, Aşilta köyüne yerleşti. Ruslar 1837 Hunzah, Gimri ve diğer önemli yerleşim birimlerini zaptedip kaleler yapmışlardı. Sık sık yer değiştirmek zorunda kalan Şamil, düşmanın uzanmayacağı bir yerde yerleşmeyi önerenlere sağlam bir yere çekilelim, kendi yurdumuzda düşmanla çarpışalım" dedi. Bunun üzerine çok güç zaptedilir bir yer olan Ahulgoh'a yerleştiler. Henüz daha bir yıl olmuştu ki; Ruslar bütün kuvvetleriyle 1838'de Ahulgoh'u ablukaya aldılar. Cesaretin mükemmel örneğini Gimri müdafaasında gösteren Şamil, imamlığının ilk büyük imtihanını ve kumanda üstünlüğünü Ahulgoh ve Surbay savaşlarında da ispat etmişti. Ahulgoh'ta günlerce mücadele eden İmam, buradan kuşatmayı gizlice aşarak Ruslara esir düşmeden Çeçenistan'a gitmeyi başardı. Ruslar bu kuşatmada İmam'ın bir avuç askeri karşısında 3 bin kayıp vermişti. Başına ödül konmuş olan İmam'ın Rus Çarı'na meydan okuyan mektupları ünlüdür. Muhammed Tahir'in vesikaları Şamil'in hayatına ilişkin aydınlatıcı bilgiler vermektedir. Tahir, Şamil'in vefakar bir maiyeti ve sekreteriydi. Şamil, esaret yıllarında hayatına ilişkin bilgileri dikte ettirmişti. Bu tarihi vesikalar Arapça yazılmıştır. Tahir'in 1882'de ölümünden sonra, oğlu Habibullah eserin yazım işini sürdürdü. Şamil daha genç yaşlarında iken ciddi çalışmaları, spor aktiviteleri ve kahramanlıkları ile adından sözettirdi. Şamil sadece asker kişiliği ile tanınan biri değildi. Uyguladığı başarılı harp taktiklerinin yanısıra adli, idari ve sivil bir devlet mekanizması geliştirdi. Medreselerdeki tedrisata ehemmiyet verdi, fikir ve san'at sahasında büyük adımlar attı. Tarihteki en büyük gerilla lideri sayılan Şamil 4 Şubat 1871'de yetmiş dört yaşında Medine'de vefat etti. Cennet-ül Baki mezarlığına defnedildi. ***********************************************

YAVU ICIN SIIRLER

serdar

BİR YAVULU

Çok Kar Yagdı

Akdagların üstüne

Eridi Baharda sel oldu gitti.

Her gün Güneş dogdu Belcik yazıdan

Akşamla birlikte battıda gitti.

Kafkasya dan gelen ondört haneler

Çogaldı onbinler olduda gitti.

Istanbul, Kadiköy,

Denizli derken,

Yavu da bir yurt olduda gitti.

Kimler geldi geçti bu güzel

Yurt tan, Gurbete gidenler el oldu gitti.

Cahillik üstüne Bina yapılmaz

Görmedi gözümüz kör oldu gitti.

Ecdadın arzusu Beldeyi görmek,

Hayaldi gerçek olduda gitti. İşte

Fahrettin Arar Caddesi Yavumuz üç Mahhalle olduda gitti.

Yıllar yıllı kurduk biz bu hayali,

Hayaller gerçek olduda gitti.

Agardı saçları siyaha inat,

Ardından eserler koyduda gitti.

Bir okul yaptırmaktı büyük arzusu,

Ardından meşale yaktıda gitti.

Can yengemiz tüm Yavu nun anası,

Onbinlere ana olduda gitti.

Adil bey tuttu verdigi sözü,

O da bir Yavu lu olduda gitti.

Baharda vermişti bize müjdeyi,

Lisemizi gelip açtıda gitti.

Allah razı olsun sizden Necmi Bey,

Her hafta Yavu ya geldi de gitti.

Bu eser harcına terini katanlar,

Ecdadına dua aldıda gitti.

Zeki Serdar Ölmez YAVU -

Rahmetli Fahrettin Arar ve eşine, kardeşi Necmi Arar a ayrıca damadı Adil Bey e Yavu ya yaptıkları hizmetlerden dolayı atf olunan bir şiir.

23 May

.

YAVU $AIRLERINDEN $iiRLER

Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

ÜYÜKYAYLASINDA BİR GÜZEL

Üyükyaylasında esti rüzgâr

Rüzgârda saçını savurdu bir güzel

Savrulan saçlarda gönlüm gezer

Üyükyaylasında bir güzel güzeller güzeli güzel.

Üyükyaylasında bir güzel gözlerini süzer

Gözlerinde gözlerim gezer

Bedenimden benliğim gider

Üyükyaylasında bir güzel güzeller güzeli güzel.

Üyükyaylasında bir güzel asude

Asude gezinir bir endamlı mesture

Gönlüm erir o mesturenin gönlünde

Üyükyaylasında bir kız gezer güzeller güzeli güzel

Üyükyaylasında bir güzel, huriler kadar güzel

O güzel ki beni meyus eder

Kavuşmazsam diye ona, her günüm olur keder

Üyükyaylasında bir kız gezer güzeller güzeli güzel.

1988 ETEM ÖLMEZ

Image Hosted by ImageShack.us

DOST

bir gün kalbine bin dost sıgdırırsın

bin gün de bir dost unutulmaz

o tek dost kan olur damarından akar

yüregine giz olmaz aranızda

sevdalarını paylaşırsın yüreginin adı olur

o dost gün olur ona koşmak için

çıldırırsın gün olur onun sana gelmesini ister

davetler dizersin gelemez

dost özlemi yüregini burkar haykırırsın

yüregimin adı neredesin

sen varlıgı mutluluk yoklugu hüzün olan

cana can bildigim can dost sen nerdesin?.

İ. Etem Ölmez ANTALYA 06.04.2005

 Image Hosted by ImageShack.us

Benim Köyüm

çigdem dolu tepeleri

bilerzik dolu elleri

gör kızları gelinleri

güzel dolu benim köyüm

orman daire hastanesi

orta yerde postanesi

hiç eksilmezki neşesi

ne güzeldir benim köyüm

kale dagı kale gibi fıgla dagı

deve gibi al yanaklı gelin gibi süslenmiştir

benim köyüm cennet gibi bahçeleri

bir başkadır geceleri

yaşlı orta ve gençleri saygılıdır

benim köyüm karakolu

ilkokulu bu ikisi tezat dolu agaçlıktır

sagı solu cennet gibi benim köyüm

imece salma deyince herkes elele verince

köye yabancı gelince misafirperverdir

köyüm keven kokar kekik kokar

iki dere durmaz akar davul zurna mızıka var

şenlik dolu benim köyüm

karma nufus bir oturur

çeşmesinden su doldurur

atlarına eyer vurdurur yarışcıdır

benim köyüm bir çok bakkal dükkanı var

iş yapacak imkanı var cennet gibi ormanı var

çok güzeldir benim köyüm kerpiç damlar

hep yıkıldı apartumanlar dikildi

pazar yeride eklendi sanki kaza benim köyüm

yolkaya belcik karalar bulunmaz

boz kır meralar balı toplar

tüm arılar çiçek dolu benim

köyüm nazıf arar yazsa yetmez

köyümüzde neler bitmez

seni seven hiç terketmez

canım benim yavu köyüm

Nazif Arar YAVU

 

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

YAVU' nun KURULUŞU ve KUMUKLAR

SERDAR

YAVU' nun KURULUŞU ve KUMUKLAR

Şimdiye kadar degişik kaynaklardan degişik yorumlar katılarak anlatılagelen Beldemizin kuruluşu ile ilgili hikayeleri, belgelere de dayanarak bir metin halinde toplamaya çalıştım. Benim burada kısıtlı bilgi, belge ve imkanlarla yaptıgım bu küçük çaplı araştırmada amacım Yavu' nun tarihine bir ışık tutmaktır. Böylece köyümüzün kuruluşu ile ilgili bilgileri belli bir çerçeve içinde degerlendirerek, kalıcı yazılı bir metin halinde bizden sonraki kuşaklara olabildigince dogru olarak aktarmaktır. İlerde bu bilgi ve belgelerden daha saglam ve daha geniş kaynaklara ulaşanlar olursa, dilerim onlar da bu birikimlerini bizlerle paylaşırlar. Araştırmalarımda dikkatimi çeken bir konu da, dinledigim kaynakların çogunlugunun genel degerlendirmelerde hemfikir oldukları halde, olayları degişik görüş ve yorumlarla dile getirerek herhangi bir şekilde kendi soylarına, sülalerine övünç payı çıkarmaya özen göstermeleridir. Herhalde bir türlü vazgeçilemeyen geleneksel Kuzey Kafkas gelenegi olsa gerektir,her kaynak olayları kendi atalarını bir şekilde yücelterek anlatmakta ve hemen herkes soyunun, Sülalesinin aristokratlıgının ispatına çalışmaktadır. Burada bu gibi ilkel degerlendirmelere kesinlikle yer verilmemiştir. Herhalde hiç kimse büyük bir zorunluluk olmadıkça o çaglarda ve o şartlar altında, ailesi ile birlikte, evini yurdunu bırakarak bilinmedik ülkelere göç etmez. Hele de bu kişiler aristokrat olursa. Bu küçük girişle burada olayları takip edecek mantıgı açıklamaya çalıştım. Şimdi asıl konumuza, Beldemizin kuruluşu ile ilgili araştırmamıza dönelim; YAVU, elimizde bulunan iki ayrı belgeden anlaşıldıgına göre 1277 Hicri / 1860 Miladi yılında, Kuzey Kafkasya'dan göç ederek bu bölgeye gelen Kumuklar tarafından kurulmuştur. Kumuklar, halen büyük çogunlukla Kuzey Kafkasya'da , Dagıstan Cumhurıyeti'nin kuzey bölgelerinde oturmaktadırlar. Tam bir diller ve halklar mozaigi olan Kuzey Kafkasya'nın en karışık Cumhuriyeti olan Dagıstan, 50.300 km2 yüzölçüme ve 1.823.000 nüfusa sahiptir. Bazı verilere göre toplam 72 ayrı dilin konuşuldugu Kuzey Kafkasya' da, yalnız Dagıstan Cumhurıyetinde, 32 degişik gurup yaşar ve 32 ayrı dil konuşulur. 1989 yılında yapılan nüfus sayımına göre, Dagıstan'da 282.000 Kumuk yaşamaktadır. Başlıca üç ana guruba ayrılan Kuzey Kafkas dillerinden Kumukça, Turanı (Kıpçak ) Diller gurubuna girmektedir. Kuzey Kafkasya dışında 45 degişik ülkede azınlık ve vatandaş konumunda yaşayan diger Kafkas Göçmenleri gibi Kumukların da diasporadaki kesin sayıları bilinmemektedir, dogrusu şimdiye kadar kimsenin böyle bir araştırma yaptıgına dair bir bilgiye rastlamadım. Yavu'nun kuruluşu ile ilgili inceleyecegimiz ilk yazılı belge, kuruluşundan 21 yıl sonra yaptıkları mescidin duvarına yerleştirdikleri Arapça yazılı bir kitabedir. Bu kitabeyi bugün kullandıgımız Türkçe'ye çevirerek okursak. - " Göç edenler, 1277 (1860) yılında ülkelerini ve sahip oldukları tüm malvarlıkarını terk ettiler.Ve onlar Dagıstan Halkından olup, ENDREY ve YAKSAY'dan gelmişlerdir. O göç edenler , gelişlerinden 21 yıl sonra 1298 (1881) yılında bu mescidi yaptılar." Elimizdeki ikinci yazılı belge 9 Muharrem 1285 (02.MAYIS.1868) tarihli, Germuat Kazası Şer-i Mahkeme ilamıdır. Yine bu ilamın da konu ile ilgili bölümlerine bakarsak; - " Osmanlı mülkü üzerinde, Germuat İlçesine baglı Yavu Köyü 'ne yerleşen Dagıstan Halkı Göçenlerinin ...Yukarıda adı geçen köye 1277 (1860) senesinde ilk yerleşenlerden ....." ibareleri ile bizlere Yavu'nun 1860 miladi yılında kuruldugu dogrulugundan şüphe edilmeyecek şekilde her iki belgede de açıklanmaktadır. Köyümüzün kuruluşu ile ilgili ikinci araştırmamı , " köye ilk yerleşen aileler ? " sorusu üzerinde yogunlaştırdım . Elde yazılı bilgiler olmadıgı için, köye ilk kimlerin yerleştigi konusundaki soruları, kuşaktan kuşaga aktarılarak bizlere kadar ulaşan bilgileri mantıgımızdan süzerek, ard düşüncesiz cevaplandırmaya çalıştım. Yavu'yu ilk yerleşim yeri olarak şeçen aile sayısı ve kimlikleri konusunda hemen bütün kaynaklar hemfikirdir. Henüz buna karşıt bir görüş ileri sürülmediginden bu bilgileri buraya esas olarak alıyoruz. 1860 Yılında Yavu'ya ilk olarak 12 aile yerleşmiştir. Bu on haneden başka 2 hane daha Yavu'yu ilk yerleşim yeri olarak şeçmişlerse de, bu 2 aile daha sonra Yavu yu terk ederek Denizli' ye göç etmişlerdir. Zaten dinledigim bütün kaynaklar da, köyümüze ilk oniki ailenin yerleştigi konusunda hemfikirdir. 1860 yılında yukarda saydıgımız oniki aile ile kurulan Yavu'yu 1868 yılında yani kuruluşundan sekiz yıl sonra Osmanlı belgelerinde 41 kırkbir hane olarak görmekteyiz. Yavu köyüne yerleşen toplamı KIRKBİR haneden ibaret Dagıstan Halkı Göçenlenlerinin iki kafile oldukları ve iki mahallede mekan tuttuklardır. Bu hızlı çogalmaya, ilk yerleşen ailelerin parçalanarak yeni haneler oluşturmaları ve durmadan katılan yeni göçmen aileler sebep olmuştur. Burada şu düşüncemide söylemeden geçemeyecegim. O gün Yavu'yu ilk yerleşim birimi olarak seçenler ne kadar Yavulu ise, bugün en son gelerek yerleşen aile de ( Etnik kökeni ve Fikri ne olursa olsun ) o kadar Yavuludur.

Tarihinin bilincindeki her Kuzey Kafkasyalı'nın aklından çıkarmaması gereken konu, ETNİK KÖKEN, SINIF ve INANÇ ayrımcılıgına bilinçle karşı çıkmaktır. Geçmişinde bu ayrımcılıgın acısını çekmemiş hiçbir Kuzey Kafkas Halkı yoktur. Atalarını bilinmedik maceralara atarak, onbinlercesinin yaşamına mal olan tarihindeki o acılı köylerin kökenlerinde, mikro milliyetçilik ve alt kimliklerin öne çıkarılarak oluşturulmuş nice kanlı tuzagın yattıgını unutmamalıdır. Tabi ki hiç kimse aslını inkar edemez ve aslını ecdadını bilmelidir.

BELGE 1: 1298 Hicri / 1881 Miladi yılında inşa edildigini yine kendi duvarının yapımında kullanılan bir taştan anladıgımız ilk mescidden kalan kitabe. Bu kitabenin, daha geniş ve mantıklı açıklamasının yapılmasının, her zaman kabulümüz oldugunu burada belirtmek isterim. Kitabenin Açıklaması: " Ve onlar Dagıstan Halkından olup, ENDREY ve YAKSAY dan gelmişlerdir. O göç edenler, buraya gelişlerinden 21 yıl sonra 1298 (1877) yılında bu mescidi yaptılar."

BELGE 2: Elimizde bulunan ikinci belge 9 Muharrem 1285 (2.MAYIS.1868, Cumartesi) tarihli, zamanının Germuat ( bugün Yıldızeli Kaymakamlıgının) orjınal şer-i mahkeme ilamıdır. Orjinal belge Osmanlıca ile kaleme alındıgından, ancak Sivas Tapu Kadastrosunda görevli yeminli tercüman Hasan Hüseyin Öztürk'ün metni latin alfabesine çevirmesinden sonra incelenmiştir. Bu belgede inceleme konumuzun ilgi alanına giren iki nokta dikkat çekicidir. - Birincisi köyümüzün kuruluş tarihinin burada da yukarda degindigimiz , eski mescidin duvarındaki kitabede verilen tarihi dogrulaması, - İkincisi de 1285 Hicri / 1868 Miladi senesinde köyümüzde o anda oturan ailelerle ilgili bilgiler. Bu ilamın içeriginde, o anda köyde bulunan ailelerin bir bölümünün sulama suyu anlaşmazlıgı nedeniyle diger bölümü tarafından dava edildigi ve anlaşmazlıgın, zamanın adaleti tarafmdan çözüme kavuşturularak , davacı ve davalı olan tarafların mahkemenin önerilerini kabul ederek beliren anlaşmazlıgın giderildigi anlatılmaktadır.

Yavu nun kuruluşunu araştırırken yarararlandıgım kaynaklar:

Kaynak (1): Bir Araştırma Dökümanı hazırlayan : 22 Haziran 1999 MOL BELÇİKA ZAFER ÖZDEN

Kaynak(2): Internet üzerinden Kumuklar, Dagıstan ve YAVU üzerine yaptıgım araştırmalar... - - ->

KUMUKLAR - - - > Dr. Çetin Pekacar/Kumuktürkleri Tarihi Kaynak(3): 1988 - Lise Tarih dersi ödevi için Köyün büyüklerinden İbrahim Ethem Ölmez in derledigi bilgiler...

KAYNAK: NAZIM MURAT ÖLMEZ

namurat@hotmail.com

www.yavu.net

YAVU ve AKŞAMLAR

Image Hosted by ImageShack.us YAVU ve AKŞAMLAR

Akşamlar Yavu da hüzün kokar

Güneş ufka girer yavaştan Kor basar, yüregimi yakar

Kadehlerim silme hüzün dolar

Akşamlar Yavu da agıt yakar

Sensizlige aglar için için

Dalar ta uzaklara gözlerim

Hüzünlü şarkılar fısıldar dudaklarım

Akşamlar Yavu da hasret kokar

Yaşamadan bilemezsin bu duyguyu

Gelmeden tadamazsin anlayamazsın

Bir başkadır Yavu ve Akşamları

Zeki Serdar Ölmez- YAVU

FAHRİ BEY

SERDAR

 

FAHRİ BEY

Kabrin Cennet, ruhun şad olsun,

Yavu ya bir bahar geldi Fahri Bey.

Tüm ecdadın nur içinde yatsınlar

Yavu ya bir güneş dogdu Fahri Bey.

On Kişiyle attın Fabrikanın temelini,

İkiyüz kişiye çıktı Fahri Bey,

Tek Mezer de oldu Cennet Bahçesi,

Fidanlar meyveye durdu Fahri Bey.

Hayatın dinledik bir roman gibi,

Eserlerin bir Kitap olur Fahri Bey.

Subaşı ile şu Yavu nun arasinda,

Patlayan Tabana degdi Fahri Bey.

Yoksullukla geçen Hayata inat,

Seninle bu Yavu güldü Fahri Bey.

Seni yetiştiren anaya kurban.

Yavu da Ekmegini yedi Fahri Bey.

Zeki Serdar Ölmez YAVU -

Yavu İplik Fabrikasının kurucularından rahmetli Fahrettin Arar ın Hatırasına...

GURBETTEKİ YAVULU

serdar GURBETTEKİ YAVULU

SELAM SANA GURBETTEKİ YAVU LU

YOKLUGUNU SEN GİDİNCE İYİ ANLADIM

GÖNEDERDİGİN MEKTUP İSİMSİZ

AMMA BANA GELDİGİNİ ÇOKTAN ANLADIM

MEKTUBU YAZARKEN

HEP AGLAMIŞSIN DAGILMIŞ MÜREKKEP

YAŞTAN ANLADIM KELİMELER

BURAM BURAM HASRET KOKUYOR

RUH HALİNİ SENİN İYİ ANLADIM

SİYAH SAÇLARINA AKLARMI DÜŞTÜ

MEKTUPTAKİ BEYAZ TELDEN ANLADIM

DİYORSUNKİ BU GURBETLİK ZOR

GAYRİ DERİNDEN ÇEKTİGİN AHHH TAN ANLADIM

YAŞAMAK GÜZELDE HASRETLİK KÖTÜ

EGİLEN BELİNDEN DİZDEN ANLADIM

ZORUMA GİDİYOR GURBET DEMİŞSİN

SILAYA ÖZLEM VAR ONDAN ANLADIM

BİR ZAMANLAR BENDE SEVDİM DİYORSUN

ZARFA KOYDUGUN KIRMIZI GÜLDEN ANLADIM

KAYBETMİŞSİN ANA İLE BABAYI RAHMETLİ DEMİŞSİN ONDAN ANLADIM

ELLERİM BAŞINDA GÖZLERİN YOLDA

KONUŞURKEN TİTREYEN SÖZDEN ANLADIM

UNUTMUŞSUN ÖZ DİLİNİ YAVU YU

BOZULAN LEHÇENDEN SÖZDEN ANLADIM

ÇOCUKLARIM ÇOK KÜLTÜRLÜ DEMİŞSİN

OGULDA KÜPEDEN SAÇTAN ANLADIM

SAGLAM BİR VÜCUTTA SAGLAM

BİR YÜREK ALDIGIN NEFESETEN OFF TAN ANLADIM

GELİRİM DİYORSUN BELKİ BAHARA

ÇİGDEM ÇİÇEK AÇTI KARDAN ANLADIM

HAYALLERİM KALMIŞ BAŞKA BAHARA

TURNALARDA GELDİ ONDAN ANLADIM

ÇOK ZAMAN OLMUŞ ESKİLERDEN SORMUŞSUN

MEZAR TAŞINDAKİ ADTAN ANLADIM

KAÇAR GİBİ HEP GİTTİNİZ GURBETE

TÜKENEN NESİLDEN SOYDAN ANLADIM

DİLİNDEKİ HEPTEN GURBET TÜRKÜSÜ

NAKARAT UZAMIŞ TELDEN ANLADIM

HASRETLE SARILSAM ÖPSEM DİYORSUN

BOYNUMDA HİSSETTİM KOLDAN ANLADIM

BEDENİN GURBETTE AKLIN YAVU DA HAYALİN

YAZMIŞSIN ONDAN ANLADIM

COK UZAKLARDA AMA NERDESİN

YOKLUGUN ÇOK ACI ONDAN ANLADIM

GURBET GECELERİ UZUN KARANLIK

KAYAN YILDIZLARDAN AYDAN ANLADIM

YAZMIŞSIN MEKTUBUN BİR PAZAR GÜNÜ

TAKVİM YAPRAGINDAN GÜNDEN ANALDIM

ÇOK UZUN YAZMIŞSIN BİTMEZCESİNE

KALEMİNDE BİTMİŞ CÜMLE YARIM ONDAN ANLADIM

SELAM SANA GURBETTEKİ YAVU LU KANINDA

BENİM KOKUNDA BENİM ONDAN ANLADIM

ÇOK DERTLEŞTİK TANIMADIM DİYORSUN

SENİ SENDEN DEGİL BENDEN ANLADIM

YETER ARTIK DÖN BE UZAKTAKİ YAVULU

GELDİGİN GÜN BAYRAM ONDAN ANLADIM

ÇELİK OYNADIGIM ÇOMAK ARTIK

BASTONUM EGİLEN BELİMDEN DİZDEN ANLADIM

ÇOK BEKLEDİM GELMEDİN ONDAN

SANA KIRGINIM YAZDIGIM ŞİİR SİTEM SÖZDEN

ANLADIM BELKİ SEN DÖNERSİN BENSE GÖÇERİM

BİR BEYAZ GÜL GETİR ONDAN ANLARIM

ZEKİ SERDAR ÖLMEZ YAVU 22.10.2003