| ZEKi SERDAR's profileGÖKCE PINARPhotosBlogLists | Help |
|
Şeyh ŞamiLŞeyh ŞamiL Şeyh ŞamiLi TanıyaLım Kuzey Kafkasya'nın efsanevi lideri ve "devletleşme" çabalarının en kayda değer ismi İmam Şamil, 1797 yılında Dağıstan'da Gimri (Genu) köyünde dünyaya geldi. Babası bölgenin yerli halklarından Avarlara mensup Dengau Muhammed'dir. Annesi Aşiltalı Bahu Mesedo, Avar beyi olan Pir Budah'ın kızıdır. Genç yaşında, Rus yayılmacılığına karşı Kuzey Kafkasya'da halkı "gazavat"a çağıran Nakşibendi tarikatına dahil oldu. İlk eğitimini Said Harekani'den aldı. Daha sonra kayınpederi olan Nakşibendi Şeyhi Cemaleddin Gazi Kumuki Efendi'den ders aldı. İmam Hamzat'ın 19 Eylül 1834 Cuma günü Hunzah Camii'nde şehadetinden sonra, 2 Ekim 1834'de Aşilta'da yapılan toplantıda oy birliği ile imamlığa getirildi. 25 Ağustos 1859'da, Gunip kuşatmasında silah bırakıncaya kadar aralıksız mücadeleyi sürdürdü. 1869'a dek Kaluga'da ikamet etti. 1870'te İstanbul üzerinden Hicaz'a geçti. İmam Şamil, muhtelif zamanlarda beş defa evlendi. Fatimat, Cevheret, Zahidet, Emine ve Şovanat ismindeki zevcelerinden Ahmed Cemaleddin (küçük yaşta öldü), Muhammed Gazi, Muhammed Said, Muhammed Şefi, Cemaleddin ve Muhammed Kamil isimli altı oğlu ile Fatimat, Nafisat, Necabat, Bahu-Mesedu ve Safiyat isimli beş kızı oldu. Yaygın olarak bilinenin aksine, Şamil asla bir "şeyh" değildi; "siyasi otorite" yi temsil eden "imamet" makamında bulunuyordu. Şamil'in ruh ikliminde Molla Cemaleddin'in yeri büyüktü. Hocasının yanında Şamil, baştan beri büyük bir disiplin ile çalışmış, Arap edebiyatını öğrenmiş, mukayeseli ilim dalları üzerinde çalışmıştı. Büyük yerleşim birimlerinde halkı teşkilatlandırıp, aydınlatmaya çalışan Şamil, Aşilta köyüne yerleşti. Ruslar 1837 Hunzah, Gimri ve diğer önemli yerleşim birimlerini zaptedip kaleler yapmışlardı. Sık sık yer değiştirmek zorunda kalan Şamil, düşmanın uzanmayacağı bir yerde yerleşmeyi önerenlere sağlam bir yere çekilelim, kendi yurdumuzda düşmanla çarpışalım" dedi. Bunun üzerine çok güç zaptedilir bir yer olan Ahulgoh'a yerleştiler. Henüz daha bir yıl olmuştu ki; Ruslar bütün kuvvetleriyle 1838'de Ahulgoh'u ablukaya aldılar. Cesaretin mükemmel örneğini Gimri müdafaasında gösteren Şamil, imamlığının ilk büyük imtihanını ve kumanda üstünlüğünü Ahulgoh ve Surbay savaşlarında da ispat etmişti. Ahulgoh'ta günlerce mücadele eden İmam, buradan kuşatmayı gizlice aşarak Ruslara esir düşmeden Çeçenistan'a gitmeyi başardı. Ruslar bu kuşatmada İmam'ın bir avuç askeri karşısında 3 bin kayıp vermişti. Başına ödül konmuş olan İmam'ın Rus Çarı'na meydan okuyan mektupları ünlüdür. Muhammed Tahir'in vesikaları Şamil'in hayatına ilişkin aydınlatıcı bilgiler vermektedir. Tahir, Şamil'in vefakar bir maiyeti ve sekreteriydi. Şamil, esaret yıllarında hayatına ilişkin bilgileri dikte ettirmişti. Bu tarihi vesikalar Arapça yazılmıştır. Tahir'in 1882'de ölümünden sonra, oğlu Habibullah eserin yazım işini sürdürdü. Şamil daha genç yaşlarında iken ciddi çalışmaları, spor aktiviteleri ve kahramanlıkları ile adından sözettirdi. Şamil sadece asker kişiliği ile tanınan biri değildi. Uyguladığı başarılı harp taktiklerinin yanısıra adli, idari ve sivil bir devlet mekanizması geliştirdi. Medreselerdeki tedrisata ehemmiyet verdi, fikir ve san'at sahasında büyük adımlar attı. Tarihteki en büyük gerilla lideri sayılan Şamil 4 Şubat 1871'de yetmiş dört yaşında Medine'de vefat etti. Cennet-ül Baki mezarlığına defnedildi. *********************************************** YAVU ICIN SIIRLER
BİR YAVULU Çok Kar Yagdı Akdagların üstüne Eridi Baharda sel oldu gitti. Her gün Güneş dogdu Belcik yazıdan Akşamla birlikte battıda gitti. Kafkasya dan gelen ondört haneler Çogaldı onbinler olduda gitti. Istanbul, Kadiköy, Denizli derken, Yavu da bir yurt olduda gitti. Kimler geldi geçti bu güzel Yurt tan, Gurbete gidenler el oldu gitti. Cahillik üstüne Bina yapılmaz Görmedi gözümüz kör oldu gitti. Ecdadın arzusu Beldeyi görmek, Hayaldi gerçek olduda gitti. İşte Fahrettin Arar Caddesi Yavumuz üç Mahhalle olduda gitti. Yıllar yıllı kurduk biz bu hayali, Hayaller gerçek olduda gitti. Agardı saçları siyaha inat, Ardından eserler koyduda gitti. Bir okul yaptırmaktı büyük arzusu, Ardından meşale yaktıda gitti. Can yengemiz tüm Yavu nun anası, Onbinlere ana olduda gitti. Adil bey tuttu verdigi sözü, O da bir Yavu lu olduda gitti. Baharda vermişti bize müjdeyi, Lisemizi gelip açtıda gitti. Allah razı olsun sizden Necmi Bey, Her hafta Yavu ya geldi de gitti. Bu eser harcına terini katanlar, Ecdadına dua aldıda gitti. Zeki Serdar Ölmez YAVU - Rahmetli Fahrettin Arar ve eşine, kardeşi Necmi Arar a ayrıca damadı Adil Bey e Yavu ya yaptıkları hizmetlerden dolayı atf olunan bir şiir. YAVU $AIRLERINDEN $iiRLERÜYÜKYAYLASINDA BİR GÜZEL Üyükyaylasında esti rüzgâr Rüzgârda saçını savurdu bir güzel Savrulan saçlarda gönlüm gezer Üyükyaylasında bir güzel güzeller güzeli güzel. Üyükyaylasında bir güzel gözlerini süzer Gözlerinde gözlerim gezer Bedenimden benliğim gider Üyükyaylasında bir güzel güzeller güzeli güzel. Üyükyaylasında bir güzel asude Asude gezinir bir endamlı mesture Gönlüm erir o mesturenin gönlünde Üyükyaylasında bir kız gezer güzeller güzeli güzel Üyükyaylasında bir güzel, huriler kadar güzel O güzel ki beni meyus eder Kavuşmazsam diye ona, her günüm olur keder Üyükyaylasında bir kız gezer güzeller güzeli güzel. 1988 ETEM ÖLMEZ DOST bir gün kalbine bin dost sıgdırırsın bin gün de bir dost unutulmaz o tek dost kan olur damarından akar yüregine giz olmaz aranızda sevdalarını paylaşırsın yüreginin adı olur o dost gün olur ona koşmak için çıldırırsın gün olur onun sana gelmesini ister davetler dizersin gelemez dost özlemi yüregini burkar haykırırsın yüregimin adı neredesin sen varlıgı mutluluk yoklugu hüzün olan cana can bildigim can dost sen nerdesin?. İ. Etem Ölmez ANTALYA 06.04.2005 Benim Köyüm çigdem dolu tepeleri bilerzik dolu elleri gör kızları gelinleri güzel dolu benim köyüm orman daire hastanesi orta yerde postanesi hiç eksilmezki neşesi ne güzeldir benim köyüm kale dagı kale gibi fıgla dagı deve gibi al yanaklı gelin gibi süslenmiştir benim köyüm cennet gibi bahçeleri bir başkadır geceleri yaşlı orta ve gençleri saygılıdır benim köyüm karakolu ilkokulu bu ikisi tezat dolu agaçlıktır sagı solu cennet gibi benim köyüm imece salma deyince herkes elele verince köye yabancı gelince misafirperverdir köyüm keven kokar kekik kokar iki dere durmaz akar davul zurna mızıka var şenlik dolu benim köyüm karma nufus bir oturur çeşmesinden su doldurur atlarına eyer vurdurur yarışcıdır benim köyüm bir çok bakkal dükkanı var iş yapacak imkanı var cennet gibi ormanı var çok güzeldir benim köyüm kerpiç damlar hep yıkıldı apartumanlar dikildi pazar yeride eklendi sanki kaza benim köyüm yolkaya belcik karalar bulunmaz boz kır meralar balı toplar tüm arılar çiçek dolu benim köyüm nazıf arar yazsa yetmez köyümüzde neler bitmez seni seven hiç terketmez canım benim yavu köyüm Nazif Arar YAVU
YAVU' nun KURULUŞU ve KUMUKLAR
YAVU' nun KURULUŞU ve KUMUKLAR Şimdiye kadar degişik kaynaklardan degişik yorumlar katılarak anlatılagelen Beldemizin kuruluşu ile ilgili hikayeleri, belgelere de dayanarak bir metin halinde toplamaya çalıştım. Benim burada kısıtlı bilgi, belge ve imkanlarla yaptıgım bu küçük çaplı araştırmada amacım Yavu' nun tarihine bir ışık tutmaktır. Böylece köyümüzün kuruluşu ile ilgili bilgileri belli bir çerçeve içinde degerlendirerek, kalıcı yazılı bir metin halinde bizden sonraki kuşaklara olabildigince dogru olarak aktarmaktır. İlerde bu bilgi ve belgelerden daha saglam ve daha geniş kaynaklara ulaşanlar olursa, dilerim onlar da bu birikimlerini bizlerle paylaşırlar. Araştırmalarımda dikkatimi çeken bir konu da, dinledigim kaynakların çogunlugunun genel degerlendirmelerde hemfikir oldukları halde, olayları degişik görüş ve yorumlarla dile getirerek herhangi bir şekilde kendi soylarına, sülalerine övünç payı çıkarmaya özen göstermeleridir. Herhalde bir türlü vazgeçilemeyen geleneksel Kuzey Kafkas gelenegi olsa gerektir,her kaynak olayları kendi atalarını bir şekilde yücelterek anlatmakta ve hemen herkes soyunun, Sülalesinin aristokratlıgının ispatına çalışmaktadır. Burada bu gibi ilkel degerlendirmelere kesinlikle yer verilmemiştir. Herhalde hiç kimse büyük bir zorunluluk olmadıkça o çaglarda ve o şartlar altında, ailesi ile birlikte, evini yurdunu bırakarak bilinmedik ülkelere göç etmez. Hele de bu kişiler aristokrat olursa. Bu küçük girişle burada olayları takip edecek mantıgı açıklamaya çalıştım. Şimdi asıl konumuza, Beldemizin kuruluşu ile ilgili araştırmamıza dönelim; YAVU, elimizde bulunan iki ayrı belgeden anlaşıldıgına göre 1277 Hicri / 1860 Miladi yılında, Kuzey Kafkasya'dan göç ederek bu bölgeye gelen Kumuklar tarafından kurulmuştur. Kumuklar, halen büyük çogunlukla Kuzey Kafkasya'da , Dagıstan Cumhurıyeti'nin kuzey bölgelerinde oturmaktadırlar. Tam bir diller ve halklar mozaigi olan Kuzey Kafkasya'nın en karışık Cumhuriyeti olan Dagıstan, 50.300 km2 yüzölçüme ve 1.823.000 nüfusa sahiptir. Bazı verilere göre toplam 72 ayrı dilin konuşuldugu Kuzey Kafkasya' da, yalnız Dagıstan Cumhurıyetinde, 32 degişik gurup yaşar ve 32 ayrı dil konuşulur. 1989 yılında yapılan nüfus sayımına göre, Dagıstan'da 282.000 Kumuk yaşamaktadır. Başlıca üç ana guruba ayrılan Kuzey Kafkas dillerinden Kumukça, Turanı (Kıpçak ) Diller gurubuna girmektedir. Kuzey Kafkasya dışında 45 degişik ülkede azınlık ve vatandaş konumunda yaşayan diger Kafkas Göçmenleri gibi Kumukların da diasporadaki kesin sayıları bilinmemektedir, dogrusu şimdiye kadar kimsenin böyle bir araştırma yaptıgına dair bir bilgiye rastlamadım. Yavu'nun kuruluşu ile ilgili inceleyecegimiz ilk yazılı belge, kuruluşundan 21 yıl sonra yaptıkları mescidin duvarına yerleştirdikleri Arapça yazılı bir kitabedir. Bu kitabeyi bugün kullandıgımız Türkçe'ye çevirerek okursak. - " Göç edenler, 1277 (1860) yılında ülkelerini ve sahip oldukları tüm malvarlıkarını terk ettiler.Ve onlar Dagıstan Halkından olup, ENDREY ve YAKSAY'dan gelmişlerdir. O göç edenler , gelişlerinden 21 yıl sonra 1298 (1881) yılında bu mescidi yaptılar." Elimizdeki ikinci yazılı belge 9 Muharrem 1285 (02.MAYIS.1868) tarihli, Germuat Kazası Şer-i Mahkeme ilamıdır. Yine bu ilamın da konu ile ilgili bölümlerine bakarsak; - " Osmanlı mülkü üzerinde, Germuat İlçesine baglı Yavu Köyü 'ne yerleşen Dagıstan Halkı Göçenlerinin ...Yukarıda adı geçen köye 1277 (1860) senesinde ilk yerleşenlerden ....." ibareleri ile bizlere Yavu'nun 1860 miladi yılında kuruldugu dogrulugundan şüphe edilmeyecek şekilde her iki belgede de açıklanmaktadır. Köyümüzün kuruluşu ile ilgili ikinci araştırmamı , " köye ilk yerleşen aileler ? " sorusu üzerinde yogunlaştırdım . Elde yazılı bilgiler olmadıgı için, köye ilk kimlerin yerleştigi konusundaki soruları, kuşaktan kuşaga aktarılarak bizlere kadar ulaşan bilgileri mantıgımızdan süzerek, ard düşüncesiz cevaplandırmaya çalıştım. Yavu'yu ilk yerleşim yeri olarak şeçen aile sayısı ve kimlikleri konusunda hemen bütün kaynaklar hemfikirdir. Henüz buna karşıt bir görüş ileri sürülmediginden bu bilgileri buraya esas olarak alıyoruz. 1860 Yılında Yavu'ya ilk olarak 12 aile yerleşmiştir. Bu on haneden başka 2 hane daha Yavu'yu ilk yerleşim yeri olarak şeçmişlerse de, bu 2 aile daha sonra Yavu yu terk ederek Denizli' ye göç etmişlerdir. Zaten dinledigim bütün kaynaklar da, köyümüze ilk oniki ailenin yerleştigi konusunda hemfikirdir. 1860 yılında yukarda saydıgımız oniki aile ile kurulan Yavu'yu 1868 yılında yani kuruluşundan sekiz yıl sonra Osmanlı belgelerinde 41 kırkbir hane olarak görmekteyiz. Yavu köyüne yerleşen toplamı KIRKBİR haneden ibaret Dagıstan Halkı Göçenlenlerinin iki kafile oldukları ve iki mahallede mekan tuttuklardır. Bu hızlı çogalmaya, ilk yerleşen ailelerin parçalanarak yeni haneler oluşturmaları ve durmadan katılan yeni göçmen aileler sebep olmuştur. Burada şu düşüncemide söylemeden geçemeyecegim. O gün Yavu'yu ilk yerleşim birimi olarak seçenler ne kadar Yavulu ise, bugün en son gelerek yerleşen aile de ( Etnik kökeni ve Fikri ne olursa olsun ) o kadar Yavuludur. Tarihinin bilincindeki her Kuzey Kafkasyalı'nın aklından çıkarmaması gereken konu, ETNİK KÖKEN, SINIF ve INANÇ ayrımcılıgına bilinçle karşı çıkmaktır. Geçmişinde bu ayrımcılıgın acısını çekmemiş hiçbir Kuzey Kafkas Halkı yoktur. Atalarını bilinmedik maceralara atarak, onbinlercesinin yaşamına mal olan tarihindeki o acılı köylerin kökenlerinde, mikro milliyetçilik ve alt kimliklerin öne çıkarılarak oluşturulmuş nice kanlı tuzagın yattıgını unutmamalıdır. Tabi ki hiç kimse aslını inkar edemez ve aslını ecdadını bilmelidir. BELGE 1: 1298 Hicri / 1881 Miladi yılında inşa edildigini yine kendi duvarının yapımında kullanılan bir taştan anladıgımız ilk mescidden kalan kitabe. Bu kitabenin, daha geniş ve mantıklı açıklamasının yapılmasının, her zaman kabulümüz oldugunu burada belirtmek isterim. Kitabenin Açıklaması: " Ve onlar Dagıstan Halkından olup, ENDREY ve YAKSAY dan gelmişlerdir. O göç edenler, buraya gelişlerinden 21 yıl sonra 1298 (1877) yılında bu mescidi yaptılar." BELGE 2: Elimizde bulunan ikinci belge 9 Muharrem 1285 (2.MAYIS.1868, Cumartesi) tarihli, zamanının Germuat ( bugün Yıldızeli Kaymakamlıgının) orjınal şer-i mahkeme ilamıdır. Orjinal belge Osmanlıca ile kaleme alındıgından, ancak Sivas Tapu Kadastrosunda görevli yeminli tercüman Hasan Hüseyin Öztürk'ün metni latin alfabesine çevirmesinden sonra incelenmiştir. Bu belgede inceleme konumuzun ilgi alanına giren iki nokta dikkat çekicidir. - Birincisi köyümüzün kuruluş tarihinin burada da yukarda degindigimiz , eski mescidin duvarındaki kitabede verilen tarihi dogrulaması, - İkincisi de 1285 Hicri / 1868 Miladi senesinde köyümüzde o anda oturan ailelerle ilgili bilgiler. Bu ilamın içeriginde, o anda köyde bulunan ailelerin bir bölümünün sulama suyu anlaşmazlıgı nedeniyle diger bölümü tarafından dava edildigi ve anlaşmazlıgın, zamanın adaleti tarafmdan çözüme kavuşturularak , davacı ve davalı olan tarafların mahkemenin önerilerini kabul ederek beliren anlaşmazlıgın giderildigi anlatılmaktadır. Yavu nun kuruluşunu araştırırken yarararlandıgım kaynaklar: Kaynak (1): Bir Araştırma Dökümanı hazırlayan : 22 Haziran 1999 MOL BELÇİKA ZAFER ÖZDEN Kaynak(2): Internet üzerinden Kumuklar, Dagıstan ve YAVU üzerine yaptıgım araştırmalar... - - -> KUMUKLAR - - - > Dr. Çetin Pekacar/Kumuktürkleri Tarihi Kaynak(3): 1988 - Lise Tarih dersi ödevi için Köyün büyüklerinden İbrahim Ethem Ölmez in derledigi bilgiler... KAYNAK: NAZIM MURAT ÖLMEZ YAVU ve AKŞAMLARAkşamlar Yavu da hüzün kokar Güneş ufka girer yavaştan Kor basar, yüregimi yakar Kadehlerim silme hüzün dolar Akşamlar Yavu da agıt yakar Sensizlige aglar için için Dalar ta uzaklara gözlerim Hüzünlü şarkılar fısıldar dudaklarım Akşamlar Yavu da hasret kokar Yaşamadan bilemezsin bu duyguyu Gelmeden tadamazsin anlayamazsın Bir başkadır Yavu ve Akşamları Zeki Serdar Ölmez- YAVU FAHRİ BEY
FAHRİ BEY Kabrin Cennet, ruhun şad olsun, Yavu ya bir bahar geldi Fahri Bey. Tüm ecdadın nur içinde yatsınlar Yavu ya bir güneş dogdu Fahri Bey. On Kişiyle attın Fabrikanın temelini, İkiyüz kişiye çıktı Fahri Bey, Tek Mezer de oldu Cennet Bahçesi, Fidanlar meyveye durdu Fahri Bey. Hayatın dinledik bir roman gibi, Eserlerin bir Kitap olur Fahri Bey. Subaşı ile şu Yavu nun arasinda, Patlayan Tabana degdi Fahri Bey. Yoksullukla geçen Hayata inat, Seninle bu Yavu güldü Fahri Bey. Seni yetiştiren anaya kurban. Yavu da Ekmegini yedi Fahri Bey. Zeki Serdar Ölmez YAVU - Yavu İplik Fabrikasının kurucularından rahmetli Fahrettin Arar ın Hatırasına... GURBETTEKİ YAVULUSELAM SANA GURBETTEKİ YAVU LU YOKLUGUNU SEN GİDİNCE İYİ ANLADIM GÖNEDERDİGİN MEKTUP İSİMSİZ AMMA BANA GELDİGİNİ ÇOKTAN ANLADIM MEKTUBU YAZARKEN HEP AGLAMIŞSIN DAGILMIŞ MÜREKKEP YAŞTAN ANLADIM KELİMELER BURAM BURAM HASRET KOKUYOR RUH HALİNİ SENİN İYİ ANLADIM SİYAH SAÇLARINA AKLARMI DÜŞTÜ MEKTUPTAKİ BEYAZ TELDEN ANLADIM DİYORSUNKİ BU GURBETLİK ZOR GAYRİ DERİNDEN ÇEKTİGİN AHHH TAN ANLADIM YAŞAMAK GÜZELDE HASRETLİK KÖTÜ EGİLEN BELİNDEN DİZDEN ANLADIM ZORUMA GİDİYOR GURBET DEMİŞSİN SILAYA ÖZLEM VAR ONDAN ANLADIM BİR ZAMANLAR BENDE SEVDİM DİYORSUN ZARFA KOYDUGUN KIRMIZI GÜLDEN ANLADIM KAYBETMİŞSİN ANA İLE BABAYI RAHMETLİ DEMİŞSİN ONDAN ANLADIM ELLERİM BAŞINDA GÖZLERİN YOLDA KONUŞURKEN TİTREYEN SÖZDEN ANLADIM UNUTMUŞSUN ÖZ DİLİNİ YAVU YU BOZULAN LEHÇENDEN SÖZDEN ANLADIM ÇOCUKLARIM ÇOK KÜLTÜRLÜ DEMİŞSİN OGULDA KÜPEDEN SAÇTAN ANLADIM SAGLAM BİR VÜCUTTA SAGLAM BİR YÜREK ALDIGIN NEFESETEN OFF TAN ANLADIM GELİRİM DİYORSUN BELKİ BAHARA ÇİGDEM ÇİÇEK AÇTI KARDAN ANLADIM HAYALLERİM KALMIŞ BAŞKA BAHARA TURNALARDA GELDİ ONDAN ANLADIM ÇOK ZAMAN OLMUŞ ESKİLERDEN SORMUŞSUN MEZAR TAŞINDAKİ ADTAN ANLADIM KAÇAR GİBİ HEP GİTTİNİZ GURBETE TÜKENEN NESİLDEN SOYDAN ANLADIM DİLİNDEKİ HEPTEN GURBET TÜRKÜSÜ NAKARAT UZAMIŞ TELDEN ANLADIM HASRETLE SARILSAM ÖPSEM DİYORSUN BOYNUMDA HİSSETTİM KOLDAN ANLADIM BEDENİN GURBETTE AKLIN YAVU DA HAYALİN YAZMIŞSIN ONDAN ANLADIM COK UZAKLARDA AMA NERDESİN YOKLUGUN ÇOK ACI ONDAN ANLADIM GURBET GECELERİ UZUN KARANLIK KAYAN YILDIZLARDAN AYDAN ANLADIM YAZMIŞSIN MEKTUBUN BİR PAZAR GÜNÜ TAKVİM YAPRAGINDAN GÜNDEN ANALDIM ÇOK UZUN YAZMIŞSIN BİTMEZCESİNE KALEMİNDE BİTMİŞ CÜMLE YARIM ONDAN ANLADIM SELAM SANA GURBETTEKİ YAVU LU KANINDA BENİM KOKUNDA BENİM ONDAN ANLADIM ÇOK DERTLEŞTİK TANIMADIM DİYORSUN SENİ SENDEN DEGİL BENDEN ANLADIM YETER ARTIK DÖN BE UZAKTAKİ YAVULU GELDİGİN GÜN BAYRAM ONDAN ANLADIM ÇELİK OYNADIGIM ÇOMAK ARTIK BASTONUM EGİLEN BELİMDEN DİZDEN ANLADIM ÇOK BEKLEDİM GELMEDİN ONDAN SANA KIRGINIM YAZDIGIM ŞİİR SİTEM SÖZDEN ANLADIM BELKİ SEN DÖNERSİN BENSE GÖÇERİM BİR BEYAZ GÜL GETİR ONDAN ANLARIM ZEKİ SERDAR ÖLMEZ YAVU 22.10.2003 BE$IKTA$ |
|||||
|
|